Annem Heves Yüce, 89 yaşında bu dünyaya veda etti, ardında çok güzel ve acılı anılar, değerler bırakarak…
Zindanlarda yattığım 20 yıl 97 gün boyunca hep benim yanımda oldu; hep bir direnişçi oldu, zulme, işkence ve bizi inkâr ve imha etmeye çalışan bu düzene kafa tuttu, onun dayatmalarına boyun eğmedi.
Bu nedenle direnişçi, hep dik duran ve boyun eğmeyen bir kimlik kazandı.
Direnişçiliği sadece zulme, işkence ve onun arkasındaki aygıta karşı değildi; aynı zamanda, her türlü yaşamsal ve toplumsal kuşatılmışlığa karşı da dik durdu; ayakta kalmanın mücadele etmekten ve direnmekten geçtiğini çok iyi biliyordu, hayat, bunu katı bir biçimde göstermişti. Bu nedenle çocuklarıyla birlikte her türlü zorluğa karşı mücadele etti; başını dik tuttu, her türlü sert rüzgâra karşı eğilmedi, bükülmedi…
Bijî Berxwedana Rojava!
Başarı ve Kendi Kaderini Özgürce Belirlemek için
27 Şubat Belgesi Çöpe Atılmalıdır!
Bugün Rojava Kürdistan halkı soykırım ve göçertilme yakıcı tehlikesi altında var olma, ayakta kalma mücadelesini veriyor. Kobanê, bütün bunları şimdiden yaşıyor…
Açık ki bu tehlike, sadece Rojava ile sınırlı değildir. Bir sonraki adım, Güney Kürdistandır. Bilinmelidir ki bu topyekûn saldırı, Kuzey Kürdistan’da yürütülen 27 Şubat 2025 Belgesinde somut ifadesini bulan “süreçten” bağımsız değildir, onun bir gereği ve uygulamasıdır.
Dayatılan ve sürdürülen çok yönlü ve kapsamlı tasfiye ve imha sürecidir! Baş aktör ise hiç kuşkusuz, bize “işte sizin devletiniz” denilen TC’den başkası değildir!
Çok açıkça ortaya çıktığı gibi halkımızın direnmekten başka bir çaresi yoktur! Bu, bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur!
Direnmek ve bu direnişten başarılı çıkmak da yaşamsal bir zorunluluk!
Herhangi bir yenilginin sonuçları ise Afrin’e, Serikani’ye ve en son Halep’te olup bitene bakılarak rahatlıkla anlaşılabilir!
Halkımız, bir yandan hem yalnız hem de yalnız değil! Bu yalnızlık, bir bakıma ölümcül bir kuşatma ve “sağır” edici sessizliktir!
Ama aynı zamanda yalnız değiliz:
Dört parça Kürdistan sömürge sınırları yerle bir edildi. Dört parçadan halkımız, Rojava Kürdistan’a aktı, onun etrafında yarına akacak bir savunma barikatı kurmaya başladı. Bu, akış ve birleşik ulusal coşku devam ediyor…
Kuşkusuz bunlar, gerekli ve olması gerekenler, ancak bunlar ve direnmek, tek başına yetmez!
Gerekli olan nedir peki?
Halkımızın artık kendi özgür iradesine sahip çıkması, kaderine ve geleceğine el koyması, kaderi ve geleceği hakkında söz ve karar sahibi olması, en ölümcül savaş koşullarında bile bunun mekanizmalarını yaratıp işletmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
En azından son çeyrek asırda yaşadığı felaketlerin temel ve belirleyici nedeni, iradesini, kaderi ve geleceği hakkındaki söz ve karar hakkını tek bir kişinin iradesi ve kararına terk etmesi ve kendisine dayatılan, ama kendisine ait olmayan karar ve siyasetlere de edilgen bir biçimde boyun eğmesidir!
Ne yazık ki en temel sorunumuz budur, ağızlarından “demokrasi” ve “özgürlük” kelimelerini düşürmemelerine rağmen temel sorunumuz budur; daha öncesi bir yana, çeyrek asırlık tarihin her sayfası bunun kahredici kanıtlarıyla doludur!
Artık bu temel gerçekliği görmek gerekir.
Bunun için bugün acil olarak yapılması gereken, ilk planda 27 Şubat belgesini çöpe atmak, onun öngördüğü “devletle ve toplumla bütünleşme” programı ve onun politik sürecini tereddütsüz reddetmektir!
Bu, kesin ve kararlı tutum, hem kendi kaderine ve geleceğine özgür iradeyle karar verme anlamına gelir hem de bugünü ve geleceği kendi ayakları üzerinde yeniden kurma kapısını aralayan devrimci bir adım olur!
Vurgulamak gerekir ki, direnerek başarmanın en temel koşulu budur.
Sonuna kadar direnmek, elbette çok önemli ve değerlidir, ancak, eğer halkımız, kendi özgür iradesini ve kararını ortaya koymazsa, bu direniş bize ait olmayan başka merkezlerde verilen kararların kurbanı olmaya mahkumdur!
Tekrarlamakta yarar var:
Bir halk ve ulus olarak öncelikle ayakta kalmak, kendi vatan topraklarımız üzerinde özgürce ve onurluca yaşamak için, öncelikle kendi omuzlarımız üzerinde kendi başımızı taşımak zorundayız!
Döne döne tekrarlamak gerekir ki bizim temel sorunumuz budur!
Bu temel sorun çözülmeden çok acı ki, çok daha büyük, yakıcı ve ölümcül trajediler bizi beklemektedir!
Öncelikle 27 Şubat Belgesini çöpe atalım!
Direnişlerimize sahip çıkmanın, kaderimiz ve geleceğimizi güvenceye almanın öncelikli adımı buradan geçer!
Bijî Berxwedana Rojava Kurdistan!
26 Ocak 2026
M. Can Yüce
