Ludizm, İşçi Sınıfı ve Tarih Hep İleri Akar

Ludizm, İşçi Sınıfı ve Tarih Hep İleri Akar
Murat Çakır
Ülkemizin yoksul mahallelerinde ve işçi havzalarında devrim işçiliği yapan insanlara bir katkıda bulunabilmek için 26 Temmuz’da “İşçilerin İlkel Tepki Biçimi Olarak Makine Kırıcılık” yazısını yazmıştım.

Ancak Yüksel Akkaya bu yazıya, 27 Temmuz tarihli yine sendika.org.da yayınlanan “Resmi Tarih, Ludizm ve Tarihi Emek Cephesinden Yeniden Okumak” yazısı ile eleştirilerde bulundu (Ayrıca İşçi Konseyinde 4 Ağustos tarihinde konu ile ilgili Makine Kırıcılığı ya da “Okumak” Üzerine-İlhan Akalın’ın bir yazısı yayınlandı). Bunun üzerine konuyu biraz daha açıklamak gerektiğini düşünüyorum.

İngiltere’de feodalizmin çözülme sürecinde kırda yeomanlar (küçük üretici), yeni oluşan kentlerde ise küçük üreticiler-zanaatkârlar bulunmaktaydı. Üretim araçları dağınık, üretim sınırlı ve üreticiler görece özerktiler. Üretim hiçbir plana dayanmayan, kendiliğinden ve bireysel bir karaktere sahipti. Sanayi burjuvazisi kendisine egemenlik sağlayacak olan sermaye birikimine bu şartlar altında başladı. Siyasi iktidar üzerinde elde etmeye başladığı güç sayesinde kırı mülksüzleştirdi.

Yeni gelişen sanayi burjuvazisi, sömürgelerden elde ettiği malları iç pazarda ucuza satan ticaret burjuvazisiyle rekabet edemiyordu. Çözüm ise sanayi mallarını ucuza üretmekte bulundu. Bilimsel buluşların tekstil sanayinde (özellikle pamuklu dokuma) kullanılmaya başlanması seri üretimin önünü açarken, küçük atölyelerden, büyük işletmelere ve fabrika sistemine giden dönem başlamıştır. Fabrika, malı vasıfsızlaştırıyor ve ucuzlatıyordu. Makineleşme hızlı bir şekilde yayıldı. Burjuvazi, feodal üretime özgü nitelikler taşıyan, korumacı lonca sistemini, serbest rekabetle ortadan kaldırdı. Serbest rekabet, sanayi devrimi ile en önemli sınıf haline gelen burjuvazinin, geniş yığınları mülksüzleştirmesinin ve proleterleştirmesinin en önemli araçlarından birisi oldu. Serbest rekabet, bireysel ve sınırlı olan üretim araçlarını toplumsal üretim araçları haline dönüştürdü.

Sanayi devriminin merkezinde makine vardı. Tek bir aleti kullanan işçi, aynı anda birden fazla aleti kullanabilen makine ile yer değiştirdi ve makinenin bir uzantısı haline geldi. Kadın ve çocuklar en kötü koşullar altında çalışmaya başladı. Fabrika bireysel üretimin yerini aldı ve toplumsal bir üretim süreci başladı. Bu sürece, oluşmakta olan işçi sınıfının ilk tepkisi ludizm olarak biçim buldu. Ludist hareket ilkel bir tepki biçimiydi, çünkü;

1- Ludist hareketi çeşitli toplumsal katmanlar oluşturmaktaydı. Hareketin bu toplumsal katmanlar arasında bir uzlaşma içinde ve geleneksel üretim yapanların hegemonyasında gelişmesi, ludist mücadelenin geleneksel değerlere dayanmasına yol açmıştır. (örneğin geleneklere göre belirlenen bir asgari geçim düzeyinin korunması gibi–1811 ve 1812’de temel talep.) İdeolojik, politik ve pratik bakımdan bağrından kopup geldiği toplumsal ilişkilerin ve düşünme biçimlerinin etkisi altında oluşmuştur. Bu yüzden de kendiliğinden bir tepki biçimindedir (köylü ayaklanmalarında şatonun yağmalanması gibi.).

2- Ludist hareket yöresel, yalıtık ve bazı mesleklerle sınırlı bir harekettir. Merkezi ve ulusal düzeyde bir hareket değildir.

3- Ludist hareket endüstriyel eylem(endüstriyel ilerlemeye karşı hoşnutsuzluk) temelinde bir harekettir. Özellikle ürünlere yönelik saldırılarda makine işi olanlar parçalanıyordu. Zanaatkârların bağımlılaşması-proleterleşmesi, zanaatın standardını düşürme, kadın ve çocukların çalıştırılması vb. fabrika sisteminin hedef alınması sonucunu doğurmuştu. Burada geçmişe duyulan özlem, -bağımsız üreticilik, her düzeyde geleneksel yapının korunma isteği- görülmektedir. Tabii ki küçük işletmeler ve fabrika sistemi arasındaki çelişki muhafazakâr kesimlerinde ludist harekete göz yumma gibi destekler vermesine yol açmıştı. Ancak fabrika sisteminin gelişen dinamiği içinde bu kesimler desteklerini çekmişlerdir.

4- Ludist hareket özel mülkiyet karşıtlığı temelinde bir hareket değildir doğal olarak. Maddi üretim araçlarıyla onların kullanılış biçimini ayırt edemez.

5- Toplumsal yapının çözülme eğilimi 19.yy.ın ilk yarısını belirlemiştir. Çözülen ve yeni oluşmakta olan sınıfların tepki biçimi iç içe gelişmiştir (ludist eylemlilikler çartist hareketin yanında 1845’li yıllara kadar devam etmiştir). Ancak kentleşmenin yoğunlaştığı ve fabrika sisteminin üretim sürecinin belirleyicisi haline geldiği bu süreçte çözülen sınıflarla yeni oluşan proletaryanın politik olarak ayrışabileceğini İngiltere’deki 1842 grevleri göstermiştir. Proletarya böylece kendi bağımsız eylemini ortaya koymuştur (yani eskimiş olan savaşım biçimleri, çözülen sınıfların refleksleri yıkıma uğrar ve tarihte bir mücadele birikimi olarak yerini alır).

Sonuç olarak, 1815 İngiliz-Fransız savaşı sürecinde eski alışkanlık ve direniş biçimleri kırıldı. Geleneksel işçi, köylü ve zanaatkâr örgütlenmeleri zor yoluyla dağıtıldı. İzleyen yıllarda fabrika sistemi üretim sürecinin belirleyicisi haline gelmiştir ve bu sürece uygun mücadele biçimleri hayata geçmiştir. Her ne kadar sözde İngiliz sol parti ve sendikaları ludizme gereken önemi vermeseler de; ludizm, İngiliz işçi sınıfının öncü hareketidir.

Leave a Reply