Toplu Yazılar Cilt 1 için Okuma Kılavuzu

Elinizdeki bu çalışma, Haziran 2005 ile Haziran 2007 tarihleri arasında kaleme alınan dinamik, kuramsal ve güncel siyasi makaleleri kronolojik bir disiplinle bir araya getiren dört ciltlik Toplu Yazılar serisinin birinci cildidir. Kitapta yer alan metinler, sadece dönemsel krizlerin birer kaydı değil; devrimci yurtsever sınıf teorisi, sömürgecilik olgusu ve yakın tarihsel kırılmalar arasında kurulan özgün birer köprü niteliğindedir.

Okurun bu hacimli gövde içinde iz sürmesini kolaylaştırmak, eserin teorik ve politik ağırlık merkezlerini görünür kılmak adına, metinlerdeki temel kuramsal hat ve kavramsal çerçeve şu yedi ana başlık üzerinden okunmalıdır:

1. Ulus–Devlet Kuramı ve Küreselleşme Diyalektiği

Kitabın kuramsal omurgasını oluşturan en önemli tartışma alanlarından biri, ulus–devlet olgusudur. Konuyla ilgili metinler, sermayenin uluslararasılaşmasının (küreselleşmenin) ulus–devletleri tamamen geçersiz kıldığı yönündeki liberal ve post–modern tezleri eleştirel bir analize tabi tutar. Bu süreçte yaşananların Kautsky’nin “Ultra–emperyalizm” teorisini değil, Lenin’in “Emperyalizm” teorisini doğrulatacak biçimde; küresel aktörlerin kendi tekellerini korumak için ulus–devlet formuna ve onun zor aygıtlarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu somut örneklerle ortaya koyar. Fransa’daki merkeziyetçi–eritici modelden, Almanya ve İsviçre’deki federal/konfederal yapılara kadar ulus–devletin tarihsel form çeşitliliğini incelerken; Sovyetler Birliği ve Yugoslavya deneyimleri üzerinden ulusal sorunların niteliğini masaya yatırır.

2. “Devlet–Ulus” Yapılanması ve Kurucu Kodlar

Eser, Türkiye’deki uluslaşma sürecinin Batı Avrupa deneyimlerinden radikal biçimde ayrışan yönlerini “Devlet–Ulus” kavramsallaştırmasıyla açıklar. Batı’da burjuvazinin bir ihtiyacı olarak gelişen sürecin aksine, Türkiye’de ulusun bizzat devlet eliyle pratik ortamda icat edildiğini saptar. Teşkilat–ı Mahsusa ve İttihat ve Terakki bürokrasisinden devralınan bu kurucu felsefenin; Ermeni Soykırımı/Tehciri ile Kürtlerin imha–inkâr stratejisi üzerinden kendisini nasıl bir var oluş gerekçesine dönüştürdüğünü belgeler. “Devlet–Vatan–Millet” olarak tabulaştırılan kutsal üçlü içindeki hiyerarşiyi ve bu militarist–özel savaşçı yapının “demokrasicilik oyunu” ile nasıl perdelendiğini deşifre eder.

3. Mondros, Sevr ve Misak–ı Millî’nin Tarihsel Hakikati

Kitap, yakın tarihin en çok çarpıtılan üç büyük kavramını eylemli bir tarih bilinciyle inceler. Kutsallık düzeyine çıkarılan Misak–ı Millî sınırlarının, aslında emperyalist blokun dayattığı 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Mütarekesi sınırlarından başka bir şey olmadığını ifşa eder. Sömürgeci Osmanlı Mebusan Meclisi’nin, gücünün yettiği son toprak parçasını kurtarmak için sömürgeci bir hırsla Kürdistan topraklarını “ayrılmaz bütün” ilan ettiğini ortaya koyar. Buna paralel olarak, egemen aygıt tarafından bir kitle manipülasyonu ve psikolojik savaş enstrümanı olarak canlı tutulan “Sevr Sendromu”nun anatomisini çıkarır; sömürgeci yönetimin “Kürdistan’ı yitirme korkusunu” sarsıcı tespitlerle görünür kılar.

4. “İmralı Çizgisi”, Tasfiyecilik ve İdeolojik Dönüşümün Eleştirisi

İlgili metinler, 1999 İmralı süreci sonrasında Abdullah Öcalan ve PKK/Kongra–Gel tarafından geliştirilen yeni paradigmayı sert bir ideolojik eleştiriye tabi tutmaktadır. “Demokratik Konfederalizm”, “Demokratik Uygarlık” ve “Demokratik Ekolojik Toplum” gibi kavramların, aslında özgürlükçü ya da sol kodlarla bezenmiş birer tasfiye aracı olduğu savunulur. Bu tezlerin Murray Bookchin’den “aşırıldığı” ancak Bookchin’in anti–kapitalist, anti–devletçi ve komünalist özünden koparılarak sömürgeci statükoyu (üniter devlet yapısını ve Kemalizm’i) kabul ettirme mekanizmasına dönüştürüldüğü somut kanıtlarıyla ortaya konur. Koma Komalên Kurdistan (KKK) Sözleşmesi üzerinden yapılan analizde ise metin içi mantıksal tutarsızlıklar sergilenir: Bir yandan “söz ve kararın tabandaki topluluklara ait olduğu” iddia edilirken, diğer yandan Öcalan’ın “en son karar mercii” olarak konumlandırılması, despotik/totaliter bir “Tanrı–Kral” otoriterleşmesi olarak nitelendirilir.

5. Ulus–Sınıf Diyalektiği ve Emekçi Eksenli Çözüm

Kitabın teorik zemini, ulusal sorunları sınıfsal çelişkilerden bağımsız ele almayan devrimci bakış açısına dayanmaktadır. Şeyh Sait’in torunu Abdulmelik Fırat ve Hak–Par ekseni üzerinden yapılan analizde, Kuzey Kürt egemen sınıflarının (ağa, bey, aşiret reisleri) tarihsel olarak sömürgeci devletle entegre olduğu, bağımsız bir ulusal program üretemeyecek kadar düzene göbekten bağlı olduğu vurgulanır. Bu bağlamda Kürdistan sorununun bir “reform” değil, “devrimler sorunu” olduğu; çözümün ancak proleterleşen, mülksüzleşen ve Türkiye metropollerine (İstanbul, İzmir, Mersin, Adana) zorunlu göçle (tehcir) sürülen Kürt emekçilerinin, Türk emekçileriyle kuracağı devrimci enternasyonalist cepheyle mümkün olduğu savunulmaktadır.

6. 12 Eylül Faşizmi ve Türkiye Solunun Bozgun Tarihi

1998 yılında kaleme alınıp 2005’te revize edilen geniş makalede, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yapısal analizi sunulur. Cuntanın “Bayrak Planı” kapsamında birinci önceliğinin PKK önderliğindeki Kürt uyanışını (özellikle 1978 Hilvan Direnişi sonrasını) imha etmek olduğu belirtilir. Darbenin ekonomik sacayağının 24 Ocak Kararları olduğu; IMF, Dünya Bankası ve TÜSİAD (Halit Narin, Rahmi Koç referanslarıyla) gibi tekelci sermaye odaklarının sınırsız emek sömürüsü ve sermaye birikimi sağlamak adına askeri faşist diktatörlüğü finanse ve taltif ettiği teorileştirilir. Türkiye Solunun ise (özellikle Dev–Yol eleştirisi üzerinden) kitle gücüne rağmen iktidar perspektifinden yoksun olması nedeniyle darbe karşısında “direnişsiz bir bozgun ve mültecileşme” yaşadığı tespiti yapılır.

7. Güncel Politik Krizler, Örgüt İçi Şiddet ve Teslimiyetin Eleştirisi

Serinin bu ilk cildi; 2005 yılındaki Bayrak Provokasyonu, Şemdinli’deki Umut Kitabevi bombalaması, 2006 Diyarbakır serhildanları, Edip Başer ve Joseph Ralston eksenli “PKK ile Mücadele Koordinatörlüğü” hamlesi, 27 Nisan E–Muhtırası ve 2007 Cumhuriyet Mitingleri gibi sıcak tarihsel kesitlerin sıcak tahlillerini barındırır.

İlgili makaleler, bu krizler karşısında yasal alana (HEP, DEP, HADEP, DTP çizgisine) ve İmralı teslimiyetçiliğine sıkışan Kürt egemen ve orta sınıflarının düzene yamanma çabalarını sert bir dille eleştirir. Bu eleştiriyle paralel olarak eser, PKK’nin kendi iç tasfiyelerini ve infaz mekanizmalarını (Çetin Güngör/Semir’in 10 Mayıs 1983 tarihli veda mektubu, Resul Altınok ve Süleymaniye’de katledilen Kani Yılmaz–Sabri Tori cinayetleri üzerinden) masaya yatırır. Örgüt içi muhalefetin “objektif ajanlık” ve “komplo teorileriyle” şeytanlaştırılarak fiziksel olarak tasfiye edilmesinin, örgütü Bizans entrikalarına dayalı bir korku imparatorluğuna dönüştürdüğü tezi işlenir.

“Uzun Soluklu Olmak” ve Devrimci Vicdan

Kitap, dönemsel kriz analizlerinin ötesine geçerek; her türlü tasfiye ve belirsizlik döneminde esen rüzgâra göre değil, ideolojik bilincin ve devrimci vicdanın sağladığı sebatla ayakta kalacak bir “Devrimci Çekirdek” vurgusuyla, saf bir “Uzun Soluklu Olmak” manifestosuyla son bulmaktadır. Devrimci kadroların ahlaki, ruhsal ve ideolojik donanımının ne olması gerektiğini belirleyen bu sarsıcı metin, eserin nihai sözü niteliğindedir.

Paylaşın

Paylaşın